Yeni bir işte ilk gününüzse, sabah işe giderken Starbucks'tan kahve alın ve bardağı masanızın üzerine koyun. Üzerinde adınız yazdığı için kimse size adnızı sorma gerekliliği hissetmeyecek ve konuşmakta güçlük çekmeyecektir. =)
Monday, June 2, 2008
İlk gün...
Posted by
gsquare
at
12:51 AM
0
comments
Links to this post
Friday, April 11, 2008
Yeni Yüz

Ahmet Durul'un "Ben bir Markayım!" sunumundan yola çıkarak oluşturduğum CV (3mb) ve aynı temalı web sitem. Bu iki boyutlu boş kafalı(!) kartondan genç de, kendi marka iletişim kampanyamın yüzü oldu.
Posted by
gsquare
at
4:01 AM
3
comments
Links to this post
Labels: CV
Wednesday, January 2, 2008
bir gün bölü her gün
Akampus blogundaki Nevra'nın ve Evrenin yazdığı yazıları burada da paylaşmak isterim. Biri, Akampus'ün bir gününü, diğeri ise Akampus'ün her gününü anlatıyor.
Akampus'te sabah...
Bir yandan günün ilk haberlerini dinlemeye çalışarak, bir yandan evin dört bir yanında dolaşarak ofise gitmek üzere hazırlanıyorum. Akampus için hazırlanmak her şeyden daha fazla özen gerektiriyor. Yaşınız kaç olursa olsun genç görünmelisiniz, enerjinizi toplamalısınız, ayılmalısınız! Sabah mahmurluğunun aslında bir önemi yok, kapıdan girdiğiniz anda afyonum ekip tarafından bizzat patlatılıyor. (devamı..)
Nasıl başlarsak öyle mi gideriz?
Gençlere ulaşmak denince akla ilk gelen şey nedir? Kendime bu soruyu sorduğumda 8 yıldır bu işi yapıyor olmama rağmen çok hızlı bir şekilde cevap veremiyorum. Bu gençlik o kadar dinamik bir kitleki soru basit olmasına rağmen cevap pek de basit değil. (devamı..)
Posted by
gsquare
at
6:02 AM
0
comments
Links to this post
Labels: akampus.com
Friday, December 14, 2007
Facebook | Gönenç Giray
Bugünlerde işim gücüm Facebook'ta! Foster's ile yaptığımız aktivitenin büyük bir kısmını Facebook grubumuzdan yönetiyorum. İşin sırrı tek başına event girişi yapmak değil, Facebook'un bu eventleri sosyal bir haber gibi nasıl dağıttı. Benim bir grup içinde yaptığım herşey; panoya yazı yazmak, resim yüklemek, resimleri "tag"lemek vs..; bütün arkadaşlarımın açılış sayfasında haber olarak yayınlanıyor. Bunu akıllıca kullanıp, herhangi bir olayı yada etkinliği bir kerede bütün arkadaşlarınıza yayabilirsiniz. İşte bir örnek:
Sabah farkettim ki tam 100 arkadaşım var =) bende bir WOMM denemesi yapmak istedim, ve şöyle bir taş attım kuyuya:
üniversite, lise, ilkokul, eski kankalar, eski manitalar derken 100 arkadaşa ulaşmışım, ne güzel! Hepinizi çok seviyorum!
Bunu kutlamak (biraz da reklam etmek :) amacıyla 101. arkadaşıma süpriz bir hediyem var. hatta ve hatta 101. arkadaşımı öneren arkadaşıma da süpriz hediyem var :D
Bu geyiğin şerefine, hep beraber söylüyoruz: Biirr kıvılcım düüşşeerr öncee...
ve kendi profil linkimi "posted items"dan "post to profile" seçeneğini kullanarak gönderdim.
Şimdi bu haber (benim koskoca fotoğrafımla beraber) bütün arkadaşlarımın Facebook ana sayfalarında yer alacak. Tabii burda "trick" kısım arkadaşı öneren arkadaşa da hediye olması. Yoksa listemde olmayan bu haberi göremez.
Şimdi bir hediye uydurmak lazım! =)
DipNot: Atladığım birşey var! Bu sabah iki arkadaşıma ekleme talebi göndermiştim! Onlar bundan habersiz talbi onlaylarlarsa 101. arkadaşı bulmuş olacağım! :/
Posted by
gsquare
at
2:15 AM
0
comments
Links to this post
Labels: WOMM
Tuesday, October 2, 2007
19. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali

Afiş yarışması sonuçlandı, kazanan maalesef yukarıdaki hanımefendi değil. Halbuki, kendisini tanımasam da, çok ümitliydik. Kazanan afişe buradan bakıp, buraya geri dönüp iyi dileklerinizi belirtebilirsiniz. =)
Yarışmaya göndermediğim diğer bir versiyon =)
Posted by
gsquare
at
1:12 AM
0
comments
Links to this post
Labels: ATL, sanırsam iyi bir fikir
Tuesday, September 11, 2007
Heroin, C17H17NO(C2H3O2)2
Aslında bu bir ödevdi. A. Pr. Dr. Levent Kavas her dönem yaptığı gibi okulun gündemine yerleşecek bir ödev vermişti. Tahtaya bu kodu yazdı: C17H17NO(C2H3O2)2 ve "bunu satın!" dedi. Tabii hemen Google'ladık ve karşımıza çıkan "Diasetil Morfin" yani "Eroin" oldu.
Aklıma bir şarkı geldi, Skunk Anansie - She's my Heroine. Buradan doğdu, görsellerde "Heroine" kullanıp, mesaja "Heroin" gizleme fikri... Bu fikir Levent hocamın da yüzünde ince bir tebessüm yarattı.
Videonun alt metnini daha sonra yazacağım.
Görsellerin onlarca farklı versiyonları var, fakat son halleri aşağıdaki gibi:
Soon you'll be safe under her vings, and clean with her kyristal rain of passion.
Çoğu arkadaşım "Neden Cyristal değil de Kyristal ve neden Wings değil de Vings?" diye eleştirdi. Bunun nedeni biraz vurgulamak; okuyanı o noktada durdurup düşündürmek...
Yazılıcak bir sürü şeyin özeti işte bu...
Posted by
gsquare
at
7:45 AM
0
comments
Links to this post
Labels: ATL, yeni fikir
Thursday, September 6, 2007
Hacı Murat Cup: Bitmeyen proje…
Her şey bu fotoğrafla başladı:
Nedense eski olan her şeye aşırı bir ilgim vardır. Bir aralar bit pazarına giderdim her Pazar. Ivır zıvır bir sürü şeyi bir iki milyona alır, evde tamir edip kullanmaya çalışırdım. Pikaplar, anfiler, kasetçalarlar vs… İşte bu eski arabayı görünce de arkadaşıma “Abi hemen bir fotoğrafımızı çek!” dedim. Fotoğraftan sonra arabayı biraz daha inceledim, üzerindeki “Hacı murat Cup 2006” stickerları dikkatimi çekti. Tamam, araba yarış için modifiye edilmişti, belliydi, ama “Böyle bir yarış mı var yani?!” diye düşünmekten kendimi alamadım.
Ve sonra da After Effects öğrenme sürecinde, internet banner reklamlarında kullanılabilecek bir Hacı Murat Cup animasyonu yaptım:
Eh, üzerinde bu kadar çalıştıktan sonra, reklamcılık derslerinin birinde proje konusu olarak da Hacı Murat Cup’ı seçtim. Projemin öngörüsü şuydu:
İzmir Yarış Pisti, düzenlediği Hacı Murat Cup’ı standart bir yarış aktivitesinin ötesine taşıyarak, gençler için, festival havasında düzenlenecek bir etkinliğe dönüştürmek istiyor. İlk festivalde Malt konseri, üniversiteler arası rock grupları yarışması gibi etkinlikler olacak. Tabii Hacı Murat’lar da yarışacak.

Posted by
gsquare
at
4:15 AM
0
comments
Links to this post
Labels: ATL, yeni fikir
Wednesday, September 5, 2007
IKEA guerilla act!

İlk resim IKEA İzmir Forum mağazasının girişinde duran sarı vosvos, herhangi bir müşterinin arabasını andırıyor. Benim arkadaşlarım da arabayı görünce "Adam amma yüklemiş küçücük arabayı!" yorumunu yaptı. Ben ise hiç bir şey söylemeden bu durumu sinsice belgeledim. :) İkinci resim ise "Tıka basa yüklenmiş küçük sarı araba" konseptinin kullanıldığı bir afiş...
İşte bu da basılı bir reklam:
Teşekkürler burakargın.
Bunu tusuldatabilirsiniz. Ben tusuldatiyim mesela...
Posted by
gsquare
at
1:46 PM
1 comments
Links to this post
Monday, September 3, 2007
Infrared by Jarmen
Geçenlerde okuduğum bir yazıya yer vermek istiyorum.
Her ne kadar yeni teknolojilerle birlikte eskimişte olsa “kızılötesi” bu zamanı açıklamak için güzel bir terim olsa gerek. Hız saplantısı görsel kültür içindeki imajlarında, tıpkı kızıl ötesi ışınlar gibi işlemesine neden oluyor. Gün ışığı altında menzilleri çok kısa iken , yapay ışık altında çok uzun. Tipkı kızılötesini gözümüzün algılayamaması gibi, büyük bir bölümü sırf görmek için yaratılmış, tümüyle sayısal bu imajlarıda gözümüzün algılayıp algılamadığı metaforik olarak tartışılabilir.Bizimde bu noktada kablosuz erişim yapan cihazlardan pek bir farkımız yok gibi. İletişim çılgınlığında, aşırı hızda veri transferi yaparken “görme”yi bir “işlem” durumuna indirgiyoruz. Bu o kadar hızlı gerçekleşiyor ki neredeyse beynimize ulaşmasına gerek yok gibi. Zira bir görüntüyü algılar algılamaz diğerine geçiyoruz. Bu durum insanın gözlerinde sessizliğe özlem duyduran, korkunç bir gürültü yaratıyor.
Tüm bu görüntüler küresel bir işleme hizmet ederken, bütünsel bir görünüm arz etmeye ve nesne yanılsaması taklidi yapmaya çalışıyor. Hepsi ekranların sonsuz ışığından yayılırken kusursuz numarası yapıyor. Titrek, bulanık, raslantısal olan ne varsa dijital sentezlerle ortadan kaldırılıyor. Oysaki bütün bu “modern mimari”analiz edilip parçalandığında, bunların birer imge değil, sonsuza dek fraktallanan sayısal, soyut birer işlem olduğu her pikselde karşımıza çıkıyor. Belkide “haberdar” insan, tıpkı “pikselli binalar” ı havaya uçuran teröristler gibi, bu yapay bile olamayan görüntüleri tehdit eden bir yerde durmalıdır.
Kızılötesi dürbünler geceye özgü olanı nasıl yok ediyorsa, bu görüntülerde “Gece” nin evrenine ait olan gizemi ortadan kaldırmaktadırlar. Bizler gizemi, yanılsamayı, erotizmi bilimsel nesnellik ve din uğruna yasaklayan Batının katı rasyonalizmi ile kızılötesi bir hızda, sürtünmenin yok olduğu bir evrende, güneşe doğru “arınarak”, Neo ya da İsa gibi, “kör” bir biçimde, “dikey” olarak yükselmekteyiz. Günün birinde, artık kanımıza işlemiş olan “Aydınlama” nın güneşi her yeri sardığında ve sadece gündüz olduğunda Baudrillard ın şu sorusu da anlamını yitirecek:
“Tüm dünya Batılı olduğunda güneş nereden doğacak?”
Bu çalışmayı daha deyaylı incelemek için buradan, sanatçının diğer işlerini görmek için buradan buyurun.
Posted by
gsquare
at
6:54 AM
0
comments
Links to this post
Labels: art, deviantart
Sunday, September 2, 2007
Fikir yaratma süreci 101 ve Random Input
Her fikir boş, beyaz bir kağıtta başlar! Boş beyaz kağıt ürkütücüdür! Çünkü sizden istenen ve beklenen parlak fikirler, iyi görseller vardır; sizin kafanızda ise bir sürü fikir, gün boyunca Internet, televizyon ve diğer medyada karşılaştığınız mesaj kirliliği içinde yüzüyordur. Kağıt ise bomboştur ve doldurulması gerekmektedir.
“Yaratıcılık doğuştan gelen, genlerimizde olan bir şeydir.” önergesi sanat dalları için geçerli olabilir ama reklam yazmak için stratejik yaratıcılık yöntemleri var. Sistem (yada benim sistemim mi demeli?!) şu şekilde işliyor.
Bir ürünümüz var: Casus Kulaklık Pro! (link)
Bizim ürünümüzün USP’si: Casus Kulaklık Pro! Walkman kulaklığı gibi olduğu için
yakınınızdaki kişiler müzik dinlediğinizi zannederler, küçük olduğu için de üzerinizde (cebinize saklayabilir, belinizde kemere takabilirsiniz) çok kolay gizleyebilirsiniz. Kimse sizin ajana yattığınızı anlamaz! :)
İşte boş kağıt önümüzde. Daha fazla kaos yaşamadan onu dolduralım!
İşe “keyword”lerle başlıyoruz. Ürünün isminden ve USP’den keywordleri not alıyoruz. Sadece keywordler değil, söz öbekleri yada fikirler de olabilir. Aklınıza gelen her şeyi yazın. Sıfatların –küçük, uzun, güzel vs..- zıtlarını da not etmeyi unutmayın. Benim çıkardığım keywordler:- Casus, Kulaklık, Pro, Küçük (büyük, yaşlı), "Müzik dinleyen adam", "Üzerinizde saklayabilirsiniz".
- Kaplumbağa, Evcil, Cüzdan, Çılgın, Ağaç, Ucuz (pahalı), Anten, Safari.
- Casus: Özel Ajan (buzlu camlı kapı, siluet), Kahverengi kaban, Siyah şapka, Eski telefon (grr grr grr :))
- Kulaklık: Kulak (Kepçe kulak)
- Ucuz: Ajanlara para ödemeyin!
- Kaplumbağa: Mekanik ajan kaplumbağası! vs… vs…
- İşitme Cihazı: Huzur evinde yaşlı amcalar teyzeler, işitme cihazlarını atıp, bizim ürünle ajanlığa soyunuyor!
- Kepçe kulaklı bir ajan fotoğrafı. Metin: Ajan olmak için doğuştan yetenekli olmanız gerekmiyor. Casus Kulaklık Pro!yu kullanın.
Üretin, türetin ve üretin. Aklınıza gelenleri basit çöpten adam figürleriyle çizin. Çizdiklerinizi sonra inceleyip, aklınıza en çok yatanı AIDA kuramına göre tekrar irdeleyip görselleştirin. Görsel anlatımı en sade şekilde yapmaya çalışın. Tek bir fotoğraf, bir simge, bir satır yazı her zaman en iyi anlatım şeklidir.
Umarım yardımı dokunmuştur.
Posted by
gsquare
at
3:45 PM
1 comments
Links to this post
Labels: random input, USP, yeni fikir






